11 Ağustos 2013 Pazar


Yüzyıllardır romantiklerle realistler atışıp dururlar, e haklı


yıllar sonra mezokozmgünlüklerine girip yukardaki gibi bir taslakla karşılaşıp, bu yazıya devam etme isteğine engel olamıyor insan tabii ki. Yukardaki girişi ben mi yaptım ece mi yaptı bilinmez ama devam etmek bana kısmetmiş. Hadi o zaman baştan saralım...

Yüzyıllardır romantiklerle realistler atışıp dururlar, e haklı olan kim, haksız olan kim bu konuda kesin yargılara varamayız en nihayetinde. Zaten bu kısır tartışmalar felsefenin de tam göbeğinde konuşlanmışlardır. Realizm vs romantizm, deneycilik vs usçuluk, şuculuk vs buculuk...

Tamam konu bu değildi, biz mezokozmseverlere hitap ediyoruz ve bu şuurdan çıkmamak lazım. Aslında mezokozm defterini kapatalı biraz oldu, makalemiz 16 Mayıs 2012'de basıldı ve bir devir kapandı diyebiliriz. Fakat mezokozm sonrası hayatlarımıza baktığımızda aslında realizm, romantizm kavramlarını nasıl hayatlarımıza işlediğini görebiliriz. Birimiz bakanlıkta sistemin içinden bütün acımasız gerçeklerle varolan mücadelesini sürdürürken, diğeri en romantik şekilde bütün dünyadaki tatlısuları kurtarmanın hayaliyle tezine devam ediyor.

Ve hayat biraz acımasız sanki, özellikle doğa araştırmacıları için. En nihayetinde pratikte pek çok uygulaması olabilecek ve olması gereken bir bilim olmasına rağmen, yaptıklarımız bilim için bilim kapsamından çıkamayacak gibi gözüküyor. Bundan sonra da tabii insanda ne motivasyon ne merak, hiçbir şey kalmıyor... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder